Yazan: Emre ATEŞ
Her salı sabahı Tire’nin kalbi yeniden atar.
Henüz güneş dağın ardından yeni doğmuşken, köylerden, mahallelerden, civar ilçelerden yüzlerce insan Tire’nin yollarına düşer.
Ellerinde sepetler, arabalarında mevsimin bereketi vardır.
Çünkü bugün Tire Pazarı günüdür.
Tire Pazarı, sadece bir alışveriş yeri değil; beş asırlık bir gelenektir.
Osmanlı döneminden bu yana kesintisiz süren bu pazar, Ege’nin en büyük ve en eski pazarlarından biri olma özelliğini taşır.
Burada pazarlık sadece fiyat için yapılmaz; dostluk kurulur, hal hatır sorulur, muhabbet tazelenir.
Bir köylü “Bu domates sabah tarlamdan toplandı” dediğinde, sadece ürün değil, emeğin hikâyesi de satılır.
Yabancı turistler Tire Pazarı’na ilk geldiklerinde şaşırır. Çünkü burada her şey doğaldır; renkler, sesler, insanlar…
Bir yanda ev yapımı peynir, öte yanda köy sabunu; bir köşede dantel işleyen nineler, diğerinde keçi sütüyle yapılan yoğurtlar.
Tire Pazarı, modern dünyanın kaybettiği insani sıcaklığı hâlâ korur.
Ve en güzeli de şudur: Burada herkes üreticidir, herkes paylaşır.
Tire Pazarı sadece Tire’nin değil, Anadolu’nun vicdanıdır.
Çünkü bu pazarda para kadar değerli bir şey vardır: güven.